Web Mail Ftp  | İletişim  |  Haberler  |  Duyurular |


 

FRANCISELLA TULARENSIS VE TULAREMI SEMPOZYUMU BAŞLADI

 

 

“Francisella tularensis” ve “tularemi” konusunda daha organize çalışmalar yapmak, ülkemizin ihtiyaçlarına göre çalışmaları yönlendirmek ve bu konuda çalışanlar arasında işbirliğini geliştirmek amacıyla 2007 tarihinde kurulan “Tularemi Çalışma Grubu”  tarafından Edirne’de 24-26 Eylül 2009 tarihinde “Francisella Tularensis ve Tularemi Sempozyumu” düzenlenmektedir.

         Trakya Üniversitesi’nin ev sahipliğinde gerçekleştirilen sempozyumun açılış töreni 24 Eylül 2009 Perşembe günü Balkan Kongre Merkezi’nde Edirne Belediye Başkan Yardımcısı Tuncer ŞEREN, Rektör Yardımcısı Prof.Dr. Timur KIRGIZ, Üniversitemizde ve diğer üniversitelerden öğretim elemanlarının katılımıyla gerçekleştirildi.

Açılış konuşmasını Üniversitemiz Tıp Fakültesi Mikrobiyoloji ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Şaban GÜRCAN yaptı. Konuşmasında Tularemi hastalığını tanıtan Doç. Dr. Şaban GÜRCAN: “Tularemi hastalığı, ilk kez 1911 yılında Amerika’da ortaya çıkmış ve McCoy tarafından “kemiricilerin vebaya benzer hastalığı” adı verilmiştir. Türkiye’de ise 1936 yılında Kırklareli ve Tekirdağ’ın 34 köyü ve Lüleburgaz ilçesinde ilk olgular tespit edilmiş ve bu yeni hastalıkla ilgili oldukça yoğun araştırmalar yapılarak bu çalışmalar yayınlanmıştır. 1954-1988 yılları arasında hastalıkla ilgili hiçbir bildirim ve yayın bulunmazken, 1988 yılında Bursa’da ateş, boğaz ağrısı ve boyunda şişlik yakınmalarıyla birçok olgunun ortaya çıkmasıyla hastalık yeniden görülmeye başlanmıştır. Bursa ve çevresinde olgular hala görülmeye devam etmektedir. Son 10 yılda ise Karadeniz Bölgesi’ndeki birçok ilden de olgular bildirilmeye başlanmış ve önemli bir halk sağlığı sorunu olarak gündeme gelmiştir.

Sağlık Bakanlığı’nın bu hastalığı bildirimi zorunlu bulaşıcı hastalıklar (Grup C) arasına almasından sonra alınan verilere ve literatüre göre 2005 yılından bugüne kadar Türkiye’nin 30 ilinden 747 olgunun bildirilmesi bu hastalığın hiç de azımsanmayacak boyutlarda olduğunu düşündürmektedir.

ABD’de hastalıklara neden olan alt türü öldürücü enfeksiyonlara neden olur. Çok az sayıda bakterinin enfeksiyon oluşturması ve ağız, solunum, deri gibi yollardan bulaşmanın kolay olması etkenin biyolojik savaş etkeni olarak da popüler olmasını sağlamaktadır. Tularemi ülkemizde genellikle tavşan, fare veya diğer kemirici hayvanların kirlettiği su kaynaklı salgınlar şeklinde görülmekte olup başlıca yakınmalar ateş, boğaz ağrısı ve boyunda şişlik şeklinde olmaktadır. Şişlik çok büyük hacimlere ulaşarak tedavi edilmediği takdirde abseleşerek uzun süre akıntıyla aylarca hastalık tablosu devam edebilmektedir. Tularemide kullanılan ilaçlar dışındaki yaygın kullanılan antibiyotik tedavileri işe yaramamaktadır. Tanı konulduğunda 10-14 günlük uygun bir tedaviyle tam iyileşme sağlanabilmektedir. Hastalığın tanısı için alınan kan örneğinde özgül antikorların gösterilmesiyle kolaylıkla tanı konulabilmektedir. Hastalığın tanısını koymakta yararlanılan testler Uludağ, Trakya ve Kocaeli Üniversitesi ve Ankara Refik Saydam Hıfzıssıhha Merkezi’nde yapılabilmektedir.

Francisella tularensis ve tularemi konusunda daha organize çalışmalar yapmak, ülkemizin ihtiyaçlarına göre çalışmaları yönlendirmek ve bu konuda çalışan meslektaşlarımız arasında işbirliğini geliştirmek amacıyla 2007 tarihinde “Tularemi Çalışma Grubu” kurulmuştur. Tularemi Çalışma Grubu ilk bilimsel aktivite olarak 16-17 Mayıs 2008 tarihlerinde Ankara Refik Saydam Hıfzıssıhha Merkezi’nde “Tularemi Tanı Kursu”nu başarıyla gerçekleştirmiştir. Edirne’de 24-26 Eylül 2009 tarihinde düzenlenen “Francisella tularensis ve Tularemi Sempozyumu” ile bu alanda çalışma yapan araştırmacıların ve kendi bölgelerinde bu olası sorunla karşılaşması beklenen Sağlık Bakanlığı, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’na bağlı kamu görevlilerinin bir araya getirilmesi amaçlanmıştır. Sempozyumda hastalık ve etkenle ilgili bilgilerin güncellenmesi ve sorunların çözümüyle ilgili görüş alış verişinde bulunulması hedeflenmiştir. Tularemi Çalışma Grubu tarafından bu sempozyumun bundan sonraki yıllarda da ulusal ve uluslararası platformlarda sürdürülmesi hedeflenmektedir” dedi.

Halk Sağlığı’nın önemine değinen Türk Mikrobiyoloji Cemiyeti Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Ramazan İNCİ: “Bilim insanları tarafından önemsenen böyle bir etkinliğin Trakya Üniversitesi’nin  ev sahipliğinde gerçekleştirilmesi sempozyuma ayrı bir önem kazandırmaktadır. Tularemi konusundaki bilgilerin ayrıntılı bir şekilde irdelenmesi ve konuyla ilgilenenlerin aradıkları sorulara cevap bulabileceği bir kaynak oluşturulması amacıyla Tularemi konusunda çalışmaları bulunan değerli araştırmacıların katkılarıyla hazırlanan kitabın “Francisella tularensis ve Tularemi Sempozyumu” sırasında katılımcılara dağıtılması planlanmaktadır” dedi.

Sempozyumun açılışında konuşan Üniversitemiz Tıp Fakültesi Mikrobiyoloji ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Murat TUĞRUL: “Tulareminin ilk olarak Lüleburgaz’da ortaya çıktığını vurgulayarak, Trakya bölgesinde ortaya çıkan Tularemi’nin Üniversitemizin ev sahipliğinde düzenlenen böyle bir sempozyumda ele alınması, ayrı bir önem arz etmektedir” dedi.

Sempozyumda konuşan Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Timur KIRGIZ: “Sağlık Bakanlığı, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’na bağlı kamu görevlileri ve konunun uzmanlarının bir araya geldiği böyle önemli bir sempozyuma ev sahipliği yapmaktan mutluluk duyuyoruz” dedi.

Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Emekli Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kaya KILIÇTURGAY “Dünden Bugüne Tularemi” konulu sunum yaptı.

Prof. Dr. Kaya KILIÇTURGAY’ın Onursal Başkanlığı’nda yapılan sempozyum, 26 Eylül 2009 tarihinde sona erecek.

Haber Arşivi